9 Temmuz 2009 Perşembe

Kurtçuk






Con, bir tek kendisinin duyduğu gacur gucur sesleri, toprak yola geçerek sonlandırmak istemişti. Evine birkaç ayaklık yol kaldı ki o sırada daha önce efsane olarak duyduğu , ve olmayacağını düşündüğü bir şey gelmişti başına farkında değildi henüz.Akşamüstü bulutlarıyla Con yerin dibine geçmeye çalışırken Duru onu ısrarla tutup, gitmesin diye uğraşıyordu.Babasının sözünü tekrarlatmazdı hiç Duru. Üstelik eli ayağına dolanmadan yapabilirdi bunu. Ve yine sırf o istedi diye –belki yine bir cana kıyılacak da haberi yok- gidip Con’u eve getirecekti. Zorla alıkoyarak eş dostunun arasında…Kısacık saçlarının rengini kendisine benzetti ve hakim olamadığı bir yakınlık duydu Con kıza. Korkmayı unutup sadece kokusuna odaklanmıştı. Papatya gibiydi teni. Con’a göre uzun, kıza göre kısaydı yol. Kapının eşiğine geldi. girmeden önce penceren bir baktı içeri. Babası uyukluyordu yine. Hobi gibiydi bu Fodul amca için. Çevresindeki tüm dostları alışmıştı bu garip duruma da bir tek Duru anlayamıyordu. Hasta olmasından endişelenmesi bir yana sanki onun normal bir insan olmadığını da düşünüyordu.Karışık kafasıyla basamakta oturdu biraz. Elindeki kurtçuğa baktı. Hep nefret etmişti onlardan. Fakat ilk kez sevimli geldi ona bu saçlarının rengindeki yaratık. Onun bir adı olduğunu bilmediği için bıdık demeye karar verdi. Korkma diye fısıldadı Bıdık Con’a. Kırpık kırpık baktı Con konuştu fakat kız duymadı onu. Şimdi ailesi ne kadar endişeleniyordu kim bilir onun için, öldüğünü bile düşünüyor olabilirlerdi.Daha fazla beklemek istemeyen Duru incecik ellerinde tuttuğu bu kurtçukla girdi içeri ve safça uzattı babasına. Fodul amca hissederek uyandı ve kelime etmeden yaklaştı kızın elindekine. Baktı. Epey süre inceledi. Kızının tek seferde onu bulamayacağından o kadar emindi ki afalladı. Sürahi ülkesinde, Duru yaşına gelmiş tüm kızlar hayatlarını değiştirecek o yaratığı bulmak zorundaydılar. Yoksa asla normal bir insan gibi yaşayamayacaklardı. Babası ne yalan söyleyebiliyordu kızına ‘yanlış hayvan, bu o değil’ diye ondan ayrılmamak için, ne de kabullenebiliyordu kendisinden gidecek olmasını. Onlar susmaya devam ederken Con sakinliğini yitirip korkmaya başlamıştı yeniden. Neler olacağını bilmemek hortlağa çevirmişti onu.Duru ise aslında nefret ettiği fakat zavallı kurtçuğu getirmişti babasına neden istediğini bilmeden, ve neden hala bekliyor bu ihtiyarım diye düşündü. Dayanamayı;p sordu ‘’ ona ne yapacağız baba? ‘’Adam çaresiz, anlatmalıydı, belki kızı o hayatı seçecek ve mutlu olacaktı buna engel olamazdı.‘’Sürahi ülkesinde, evvel zamanda bizler yokken başka varlıklar yaşam sürermiş. Ve evrendeki her şey diledikleri gibi olur ve hep mutlu yaşarlarmış. Fakat onlar bizim gibi değil, ölürlermiş.bizse biliyorsun yaşlanıyoruz fakat ölmüyoruz. Normal insanların yaşadığı çoğu şeyden yoksunuz. Gülmek kelimesini biliyoruz fakat nasıl olduğunu anlayamıyoruz. Farklıymışız işte Duru, ölümsüz fakat huysuzmuşuz. Bunun sebebiyse o efsaneye göre, ülkede yaşayan o varlıkları canice öldürmüşüz. Ve tanrı bizi insan görünümlü yaratıklar kılmış. ve rivayete göre , hepimizin için bir şans varmış eskisi gibi iyi olmak için mutluluk yaşamak için.bu şans, bizden önce burada yaşayan varlıklardan birtanesini sevmekle elde ediliyormuş. Bunu başarabilen çok az kişi var, sen o yaratığı buldun tek yapman gerekense ona aşık olmak ve sonra efsane gerçek olacak ve sen bizden ayrı, o bulduğun kurtçuksa insan olarak normal dünyada yaşayabileceksiniz. Şimdi söyle bunun olmasını istiyor musun kızım?!’Anlamıştı, doğumundan bu yana her şeyin neden bu kadar garip olduğunu, babasını bile nende bu kadar yardıgadığını anlamıştı. Ağlamak insana has bir şey kız bunu biliyor fakat yapamıyordu.’lanetliymişiz meğer’ dedi içinden. Bir kurtçuğa baktı bir babasına. Süzgün gözleri vardı fakat üzülemiyordu. Duygusuzca beklediler baba kız. Babası anlamıştı ne diyeceğini, kız karar vermişti. Con titriyordu.‘’baba’’ dedi, ‘’ senin bunu neden istediğini bilmiyordum. Ve nefret ettiğim bu yaratığı elime aldığım andan itibaren ılık ılık aktı içimden bir şeyler. Kalbim varmış gibi hissettim. Ben bunu yapabilecek miyim bilmiyorum fakat ona aşık olmak istiyorum.’’Adam normalde kahrolması gerekirken öyle bakıyordu hala – duygusuz ya bunlar- .Bu sözlerden sonra yapacak bir şey yoktu. Kız aşkı için gerekenleri yerine getirecekti sadece ve her şey tamam olacaktı. İnsan gibi olacaktı. Bir ruhu olacaktı, bir kalbi ve duyguları. Babası ise yokluğunu bilecek fakat odunlarla olan yaşamını kızının yokluğunda yokluğu yokmuş gibi sürdürecekti fark etmeksizin.İşte zamanı geldi efsanenin. Her masaldan bir şey çalınmış bu efsanede, saat tam gece yarısı 12’yi vurduğunda kız Con’u ö;pecek! Ardından toprak onu içine çekecek bir ölü gibi tabuta yatacak kız önce ölümsüzlüğü alınacak sonra ruh verilecek , bu arada ö;ptüğü kurtçuk da prense değil ama yakışıklı bir erkeğe dönüşecek sonra birlikte arşa yükselecekler, ikisine de ruh üfleyecek tanrı, makamında evli kılı;p kalplerini verecek ellerine, camdan bir tabutta papatyalar içinde uyanacaklar , ilkin erkek kendiliğinden kalkacak sonra pamuk prenses gibi uyuyan Duru’yu dudaklarından ö;perek ilk mutluluğu yaşayacaklar ve artık insanlar işte. Fasulye sırığından yeryüzüne inip uzun ve mutlu bir ömür geçirecekler, bir düzine çocuk yapmasalar da çocukları olacak. Ve onlar eğer uslu birer çocuk olurlarsa şirinleri görecekler…Tüm bunlar olup biterken yaşlı adam toprak rengi giysiler dikmeye devam edip, kedisiyle birlikte huysuzca yaşayacak, sonsuza dek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder